Şehrin kalbindeki yalnız hazine

Büyük tarihi birikim üzerine kurulan kentlerde, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış yönetimlerden eserler kalması bir nimet. Roma İmparatorluğu’nun ikiye ayrılmasından sonra Bizans sınırlarında kalmış Trabzon… Bizans İmparatorluğu 1204’te 4. Haçlı Seferi’yle gelen Latinlerin eline geçince, İmparator 1. Andronikos Komnenos’un İstanbul’dan kaçan torunları Alexios ve David, Gürcü Kraliçe Tamara’nın yardımıyla bağımsız Komnenos Krallığı’nı kurmuş burada. 1461’de Osmanlıların şehri fethine kadar süren imparatorluk döneminde çok sayıda eser ya restore ettirilerek ya da yeniden inşa edilerek kent kültürüne kazandırılmış.

Trabzon kültürel açıdan zengin bir birikime sahip. Özellikle, bu yazının konusu Kızlar Manastırı haricinde kent merkezinden uzakta inşa edilen manastırlara bakarsak, zenginliğin sadece kentle sınırlı olmadığını, kırsal alanları da kapsadığını görebiliriz. Manastır; kendilerini dine adamış rahiplerin ve rahibelerin dünyayla ilgilerini keserek yaşadıkları yapılara deniyor. O dönemin koşulları düşünüldüğünde yapımlarının da ne denli güç olduğunu, özellikle de coğrafi koşulların sert olduğu Karadeniz düşünüldüğünde anlayabiliyoruz.
Bu manastırlardan; Kaymaklı Manastırı, Trabzon’a 3 kilometre uzaklıkta, 15’inci ya da 16’ncı yüzyılda İsa’ya atfen yapılmış. 18’inci yüzyılda onarımı gerçekleştirilmiş. Trabzon’da Ermeni cemaatine ait olan tek manastır ve binanın dışında kitabesi var.

SÜMELA HARİÇ ÇOĞU BAKIMSIZ

Bunlardan en çok bilineni ve günümüzde de ziyaretçisi eksik olmayan Sümela Manastırı Maçka’da. Panagia (Meryem Ana) Deresi’nin batı yamaçlarında, Mela Tepesi üzerinde konumlanmış bir Rum manastır ve kilise kompleksi, denizden yüksekliği 1.250 metre. Geçmiş dönemin bir başka görkemli dini yapısı Vazelon Manastırı ise bazı araştırmacılara göre MS 270-317 yılları arasında inşa edilmiş. İmparator Justinianus tarafından 565 yılında onarılan manastır, zamanımıza kadar birçok tamir ve tadilat aşamalarından geçmiş. Yahya Peygamber’e adanan manastır 1923’te terk edilmiş. Bugün ayakta kalan yapının önündeki kilise ve keşiş odaları 19’uncu yüzyıla ait. Kayaların üzerine kurulmuş, eskinin görkemli yapılarından Kuştul Manastırı’nın yapımı da 752 yılına tarihleniyor. Sümela dışındaki manastırların tamamı ne yazık ki ilgisizlik ve bakımsızlıktan dökülüyor. Hatta çoğunun define avcılarının hedef tahtasında olduğunu söylemeye gerek yok sanırım.

Panagia Keramesta olarak bilinen Kızlar Manastırı ise yazılı kaynaklara göre Komnen imparatorlarından 3. Aleksios (1349-1390) döneminde inşa edilmiş, birkaç kez büyük onarımlardan geçtikten sonra 19’uncu yüzyılda bugünkü şeklini almış. Başlangıçta, güney tarafındaki kaya kilisesi, girişindeki şapel ve birkaç odadan oluşan manastır, iki teras üzerine inşa edilmiş. Kaya kilisesinin içinde kitabeler, 3. Aleksios’un karısı Theodora ve annesi Eirene’in portreleri var.

BOZTEPE’DEKİ GERDANLIK

Manastırla ilgili bilgileri Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Uluslararası İlişkiler Bölümü Siyasi Tarih Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Köse’den aldım. Köse, Kızlar Manastırı’nın 14’üncü yüzyılda Trabzon merkezde rahibelerin yaşamlarını kolaylıkla idame edebilecekleri yer olarak düşünüldüğünü belirtiyor ve şunları anlatıyor: “Kızlar Manastırı sadece rahibelerin yönetiminde bulunduğu manastırlardır. Eski bir Mitra tapınak alanı olduğunu, sonradan manastıra çevrildiğini düşünüyoruz. Özellikle mağara kilise bölümünde çok güzel freskler var ancak o freskler zaman içinde burada yakılan ateşler ve doğal şartlar dolayısıyla yok olmuş durumda. Manastırın içinde mezar binası var. Arka taraf ibadet odaları. Ön tarafsa rahibelerin yaşadığı manastır kısmı. Bir bakıma yurt binası gibi düşünülebilir.”

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*