Sağlık Hizmeti Sunumu Sırasında Görülebilecek Bazı Suç Tipleri – 2 – Uzm. Hemşire Mehtap Tekin • Sağlık Haberi

“`html

Sağlık Mesleği Mensuplarının Suçu Bildirmeme Yükümlülüğü

Değerli Meslektaşlarım, sağlık sektörü çalışanları ve değerli okuyucular,

Bu yazımızda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun belirli hükümlerinin sağlık meslek mensupları üzerindeki etkilerine odaklanarak farkındalık yaratmayı amaçlıyoruz.

Elbette, mevcut içerik, bahsi geçen kanun hükümlerini derinlemesine açıklamak için yeterli değildir. Bu doğrultuda, profesyonel çalışmalarımız ile bu konuyu derinlemesine incelemeyi planlamaktayız.

Sağlık Mesleği Mensuplarının Suçu Bildirmemesi

Madde 280- (1) Görevini icra ettiği sırada bir suçun işlendiğine dair bir işaretle karşılaşmasına rağmen durumu yetkili makamlara bildirmeyen ya da geciktiren sağlık mesleği mensubu, bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

(2) Sağlık mesleği mensubu terimi; hekim, diş hekimi, eczacı, ebe, hemşire ve sağlık hizmeti veren diğer profesyonelleri kapsamaktadır.

Sağlık meslek mensuplarının suçu bildirmemesi durumu, millete ve devlete karşı işlenen suçlar kategorisindedir. Kanun, “İkinci Kitap” ve “Dördüncü Kısım”da düzenlenmiştir.

Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi (m.279) suç türü varken, m.280 düzenlemesinin amacı, özel sağlık kurum ve kuruluşlarını da kapsama almaktır. Özel sektörde hizmet veren sağlık mensupları, anayasal bir kamu hizmeti sunmaktadırlar.

İlgili kanunda ‘kamu görevlisi/personele’ ve bazen ‘kamu hizmeti’ ifadesi geçmektedir; bu nedenle, bahsedilen husus kapsayıcı bir yaklaşımla değerlendirilmelidir. ‘Kamu hizmeti’ ifadesi, tüm sağlık hizmeti sunucularını kapsamaktadır.

Bu nedenle, sağlık mesleği mensupları tarafından işlenebilecek bu suç, özgün bir suç kategorisibildirmeme veya geç bildirme gibi iki seçeneğin biri yeterlidir. Bu suç türü kasten işlenmektedir; madde içinde taksir ifadesi veya benzer bir terim bulunmamaktadır.

Eğer ilgili sağlık mensubu, sağlık hizmeti sunduğu olayda bir haksızlık olduğuna dair bir görgüye sahip olamaz ve durumu bildirmezse, m.280’den sorumlu tutulamaz.

Bu açıdan, m.30/4 (haksızlık yanılgısı) uygulanır ve kişi sorumluluktan muaf tutulur. Suçun işlendiğine dair bir belirtiyi fark edemeyen kişi de durumdan sorumlu olmayacaktır; böyle bir durumda m.30/1 devreye girer.

Bu suçta, soruşturma ve kovuşturması re’sen yapılan suçların bildirilmesi gerekmektedir. Örneğin, m.279’daki (kamu görevlisi suçu bildirmemesi) suç türünde, yalnızca re’sen yapılan suçların bildirilmesi öngörülmüştür.

Bir kişi kamu görevlisi olarak sağlık mesleğinde çalışıyorsa, kamu görevlisinin suçu bildirmemesi m.279’ya tabi olur. Farklı görüşler ise akademik yazılarımızda ele alınacaktır.

Örneğin, bir kadın tarafından dövülen ve yaralı olarak Aile Sağlığı Merkezine getirilen bebek vakasında m.86’nın 3. maddesine göre, cezayı artıran nitelikli bir durum mevcutsa, şikayet aranmaz (madde açıkça belirtmiştir). Hem kamu görevlisi sağlık mensupları (m.279) hem de özel sağlık kurumlarındaki sağlık profesyonelleri (m.280) ilgili durumu bildirmekle yükümlüdür.

Ancak, m.86’nın (kasten yaralama) 2. fıkrasının bir bölümünde geçen ‘kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde, mağdurun şikayeti üzerine…’ durumu sadece özel sağlık kurumlarında çalışan sağlık mensuplarını ilgilendirmektedir.

Kamu birimlerinde çalışanlar ise, olaydan haberdar olduktan sonra soruşturma gerektiren suçları bildirmekle yükümlüdür. Tekrar vurgulamak gerekirse, bu durumun sağlık mesleği mensupları tarafından iyi anlaşılması son derece önemlidir.

Ayrıca, diğer suç türlerinde olduğu gibi bu suç türünde de bazı durumların tartışmalı olabileceği ve görüş ayrılıklarının mevcut olduğu unutulmamalıdır.

Şikayete bağlı suçların bildirilmesi durumu, tanıklıkla bildirimin çelişkili olması, yaşam ve sağlık hakları ile bildirimin durumu gibi konular da önem taşımaktadır. Bu konular, akademik yayınlarımızda farklı yönlerden ele alınacaktır.

Kanun (m.280) maddesindeki ‘Görevini yaptığında…’ ifadesinde hekimlerin garanti durumlarını da dikkate almak gerekmektedir.

Başka bir deyişle, hekim acil bir müdahalede bulunurken suçla ilgili bir belirti fark ederse, bu durumu bildirmekle yükümlüdür. Ünlü akademisyenler, belirtinin suçun işlendiğine dair olabileceğini ifade ederler.

Sağlık mensubu, suç veya suç şüphesiyle ilgili bir işareti fark ettiğinde, öncelikli olarak hastasına müdahalede bulunması gerekmektedir. Müdahale sonrası bildirimde bulunulması, sağlıklı bir süreçte ilerlemek adına şarttır.

Sağlık kurumlarında bu konuyla ilgili prosedür ve yönergeler bulunsa da, ilgili sağlık mensubu yeterli durumda değilseniz, idari amire bildirim yapmak konusunda sorumluluktan kurtulabilir. Bildirimle ilgili bazı istisnalar mevcuttur; bunlardan biri de TCK m.192/4‘tür.

Bu bağlamda, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişilerin tedavi için resmi makamlara başvurması halinde, kamu görevlisi ve sağlık mesleği mensuplarının suçu bildirme yükümlülükleri doğmaz.

Bir diğer istisna ise 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.38’de belirtilen durumdur: ‘Hiç kimse kendisini ve kanunda belirtilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.’

Melek Hemşire, görevde olduğu Acil Servise 18.00 – 08.00 mesaisine gelir.

Acil servise, 22.00 civarında ateş yüksekliği nedeniyle bir bebek hasta getirilir. Bebek, aralıklı olarak ağlamaktadır… Annesinin ilgisizliği ve gergin durumu Hemşirenin dikkatini çeker. İlk değerlendirmede annesinin olduğunu söylemesine rağmen, gözlemleri sayesinde bunu sorguluyor ve resmi kayıtlarda durumu doğrular niteliktedir.

Fiziksel muayene sırasında, vücudunun belirli yerlerinde oval, iki taraflı ve farklı renk tonlarında (sarı, yeşil) küçük morluklar görünür ve daha büyük yaraların da mevcut olduğu görülür.

Anneden sebebini sorduğunda: ‘Bebeğim çok hareketlidir, bir yerlere çarpıyor olabilir, bilemiyorum.’ ifadelerini kullanır; halbuki bebek henüz 11 aylıktır ve yürüyemediği gibi gelişimi de akranlarına göre oldukça geridir.

Bu esnada, vücut ısısının normal seviyeye düşmesi için antipiretik bir ilaç uygulanır.

Hekim, tüm morlukların net görüntüsünü cep telefonuyla alırken, annesi: ‘Ne yapıyorsunuz?’ diye sorar. Hekim: ‘Morluklar için bir merhem vereceğim, iyileşmesini takip edebilmem için ilk halini görmek ve hatırlamam gerekiyor,’ diye yanıtlar. İki gün sonra hastayı tekrar görmek istediğini belirterek annesini biraz rahatlatır. Görüntüler hasta dosyasına eklenmek üzere bilgisayara aktarılır ve ayrıca renkli çıktıları alınarak kilitli dolaptaki hastane dosyasına yerleştirilir; dosya üzerine de ‘Adli Vaka’ etiketi yapıştırılır.

Yapılan işlemler Sema Hemşirenin dikkatini çeker ve ekip arkadaşı Melek Hemşireye uygulamaların nedenini sorar.

“Geçen ay sunumunu yaptığım ‘Acil Serviste Adli Durumları Tanıma’ başlıklı eğitime katılsaydın, şu an yapılanların nedenini anlayabilirdin,” diyerek açıklamalarına devam eder. “Bebekte istismar bulgularına rastladık, resimlerini çekerek dosyasına ekledik, izlem notlarımıza yazdık, hastane güvenliğine haber verdik ve en yakın karakola bildirimde bulunacağız,” şeklinde ekler.

Şu anda hekim adli vaka formunu doldurmakta; biz kamu hizmeti sunan kişiler olarak bunları yapmakla yükümlüyüz. Kamu düzeninin sağlanması, mağdurların haklarının korunması ve hakkın iade edilmesi açısından gerekli adımları atmalıyız. Türk Ceza Kanunu’nda bu konuyla ilgili suç tanımları bulunmaktadır. Ancak en önemlisi, mağdur pozisyonunda biz olsaydık veya sevdiklerimiz olsaydı, haklarımızın korunması için herkesin üzerine düşeni yapmasını isterdik.

Çocuğu yaralama, m.86’nın (kasten yaralama) 3. fıkrasının a) bendinde, cezayı artıran, şikayete tabi olmayan nitelikli bir durum olarak düzenlenmiştir. Dolayısıyla, kamu görevlisi olarak hizmet veren sağlık meslek mensuplarının yanı sıra özel sağlık kurumları ve kuruluşlarındaki sağlık meslek mensuplarının da karşılaştıkları bu vakaları, ilgili makamlara bildirmeleri gerekmektedir.

Saygılarımla,

Uzm. Hemşire Mehtap Tekin

(Dahili Bilimler Hemşireliği, Acil Bilimler Hemşireliği)

“`