Eğitimci ve gazeteci Sedat Bozkurt, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ı AK Parti Genel Başkanlığı’na getirmek istediğini belirtti. Bozkurt, bu sürecin gerçekleşmesi için anayasa değişikliğine gerek olmadığını, yalnızca Erdoğan’ın ve ardından AK Parti’nin kongre delegelerinin karar almasının yeterli olacağını vurguladı.
AK Parti’deki en büyük krizlerden biri olan liderlik tartışmasının ardında, Cumhurbaşkanı Erdoğan sonrası kimin lider olacağı sorusu yatıyor. Bu bağlamda, Bilal Erdoğan’ın adı öne çıkıyor. Bozkurt, Kısa Dalga’daki “Siyasette Babalar ve Oğulları” başlıklı yazısında bu durumu irdeledi. Millî Görüş hareketinin kurucusu Necmettin Erbakan ile MHP’nin kurucusu Alparslan Türkeş gibi figürleri örnek gösteren Bozkurt, babadan oğula geçen bir liderlik ya da siyasi mirasın bulunmadığını vurguladı.
Bozkurt, “Erdoğan’ın AKP Genel Başkanlığı’na Bilal Erdoğan’ı getirmek istediği artık net. Bunun için anayasa değişikliğine gerek yok. Öncelikle Erdoğan’ın, ardından da AKP’nin büyük kongre delegelerinin kararı yeterli.” dedi. Ayrıca, Alparslan Türkeş’in çocuklarının politik olarak MHP ile ters düştüğünü, bu durumun aileler için de geçerli olduğunu belirtti. Türkeş’in çocukları, politik olarak MHP’nin karşısında yer alırken, aynı zamanda babalarının mezarını ziyaret dahi edemeyecek kadar uzaklaştıklarını ifade etti.
Bozkurt, yazısında “Çocuklara politik bir miras kalmadığı gibi kendi babalarını da ziyaret edemeyecek kadar kaybettikleri bir durumla karşı karşıyalar. MHP’nin kurucusu Türkeş’in çocukları, tamamen MHP’nin karşısında konumlandılar.” şeklinde dikkat çekti.
Yine, Necmettin Erbakan’ın oğlu Fatih Erbakan’ın, babasının kurduğu Saadet Partisi’nden ayrılıp Yeniden Refah Partisi’ni kurduğunu hatırlatan Bozkurt, Erbakan ailesinin mevcut siyasi yapıdan uzaklaştığını belirtti. “Muhsin Yazıcıoğlu’nun ailesi de BBP yönetimiyle ters düşmüş durumda. Yazıcıoğlu ailesinin partiyle bağlantısı kalmamış.” dedi.
Bozkurt, mevcut siyasi iklimde yalnızca Büyük Türkiye Partisi’nin istisnai bir örnek olduğunu, Haydar Baş’tan sonra oğlu Hüseyin Baş’ın liderlik yaptığını hatırlatarak, Hüseyin Baş’ın kendi politik kimliğini inşa ettiğini de ekledi. Bu durum, babadan oğula geçen siyasi mirasın pek de kalıcı olmayabileceğini gösteriyor.